14 Şubat 2013 Perşembe

EJDERHA DÖVMELİ KIZ


KİTAP ADI: EJDERHA DÖVMELİ KIZ
YAZARI: STIEG LARSSON


Şimdiye kadar yüzlerce kitap okudum.. Elime ne geçtiyse okudum. Küçükken kitap bulamasam Texas, Tommix, çizgi roman ne bulduysam okudum.. Çok beğendiklerim oldu, derinden etkilendiklerim oldu..Sevmediklerim oldu..Klasiklerden çok okudum mesela, Rus yazarlardan müthiş etkilendim..Dili kullanmadaki ustalıklarına hayran oldum. bizim yazarlarımızdan da çok sevdiklerim oldu ama hiç biri şu karşınızda duran kitabın yazarına duyduğum hayranlığı kazanamadı işin gerçeği...
Ben ki koyu bir Clive Cussler hayranı idim mesela, İngiliz gazetecei-yazar Stieg Larsson onu da solladı..Ne yazık ki bu yazar "Ejderha Dövmeli Kız" ile başlayan Milennium üçlemesini bitirdikten hemen sonra, 2004 yılında 50 yaşındayken ölüyor ve kitabın tüm dünyada kazandığı müthiş başarıyı göremiyor. (Bu kitap 30 dile çevrildi ve 41 ülkede yayınlandı..)Elde ettiği milyonlarca euro kazancın bir kuruşunu bile harcayamıyor.
Bu kazancı mahkeme kararıyla ve ailesinin de onayıyla birlikte yaşadığı kadın kullanma hakkına sahip oluyor.. Bizde olsa böyle bir durumu düşünemiyorum. 5.kuşaktan akrabaları yerden biter gibi ortaya çıkıp hak iddia ederler. :(
Her neyse Ejderha Dövmeli Kız Milennium serisinin ilk kitabı..Son sayfasına gelene kadar neredeyse yemeden içmeden kesildiğim- unuttuğum diyelim- iki üç gün geçirdim. İkinci ve üçüncü kitaplara geçmeden hemen ilk kitabın çevrilmiş olan İsveç yapımı filmini izledim. Sonra Amerikan yapımı olan filmi izledim. Ve diğeri ve diğeriyo aynı heyecanla...bittiğinde çok sevdiğim bir yakınımı kaybetmiş gibi hissettiğimi hatırlıyorum.:(
Sayın okuyucu çok fazla bir şey söylememe gerek yok aslında sen benim ne demek istediğimi anladın :)
Çok güzel bir örgüsü olan , tüm detayların çok ustaca kurgulandığı, sağlam bir hikaye ve  mantık hatası pek az olan bir kurgu serisi okumak isterseniz elinizden bırakamayacağınıza garanti veririm..

Konusu mu ? Kısaca şöyle :

Yaşlı, çok zengin bir adam olan Henrik Venger yıllar boyunca her doğum gününde kendisine gönderilen ama göndericiyi çok aramasına rağmen bulamadığı bir çiçek daha alır..
Ama artık öğrenmek istemektedir.. Geçmişe dair çok sırlar vardır.
Konuyu araştırması için ekonomi yazarı Mikael Blomkvist den yardım ister. Çok yüksek bir ücret teklif eder. Mikail bu teklifi zorla ama bazı mecburiyetler yüzünden kabul eder.
Araştırma ilerledikçe hiç beklenmedik şeyler karşısına çıkar ve konuya Lisbeth Salender yani Ejderha Dövmeli Kız dahil olur.
Ortada kayıp bir kadın, çözülmesi gereken seri cinayetler , her an nefesi hissedilen bir katil vardır.

Daha fazlası kitapta :)


11 Şubat 2013 Pazartesi

UÇURTMA AVCISI


KİTAP ADI: UÇURTMA AVCISI
YAZARI : KHALED HOSSEINI

Yine epey zaman önce okuduğum, okurken ağladığım, böyle bir dünyada yaşamak zorunda kalan binlerce, milyonlarca insan için üzüldüğüm , beni insanlığımdan utandıran kitaplardan biri daha...Yüreğinizin dayanabileceğine inanıyorsanız okuyun, kesinlikle okuyun. Hatta boş verin beni, yüreğinizi de boş verin yine de okuyun.. Belki savaşları durduracak , engelleyecek güç, bizlerin basiretli , kararlı durmasıdır. Kimbilir.? Belki damlalar birleşir ve set oluruz, dünyanın silah tüccarlarına, kapitalist güçlerine karşı..Çocukları, yaşamlarının henüz başındaki çocukları koruyabilmek adına..
İnsanın yaratıldığı ilk günden beri savaşlar olmuş ve olmaya da devam ediyor ama bunun sıkıntısını en çok güçsüzler, yani çocuk-kadın ve yaşlılar çekiyor.. Hele de ahh kadınlar .
Tavsiyem odur ki ,savaş lafını duyduğunuz anda, eğer elinizden bir şey gelmiyor ise (yani doktor hemşire vs. topluma faydalı bir mesleğiniz yok ise) olabildiğince uzağa hatta okyanustaki en ıssız adaya atın kendinizi ...
Çok konuştum değil mi? Aslında söyleyecek tonla cümlem var ama peki, geçelim kitabımıza..
Sanırım iyice bunasam bile bunun konusunu unutmam :)

Afganistan..Kabil..Monarşinin son zamanları..Emir le Hasan , iki çocuk iki arkadaş. Hasan hizmetkarın oğlu..Aynı zamanda bir Hazara dır, sürekli dışlanır, itilir kakılır. Ama Emir i çok sever, onun için hep mücadele eder. Ancak Emir onun için aynı şeyi yapmaz. Ve yıllarca bunun acısını, pişmanlığını, üzüntüsünü yaşar..Amerika ya yerleşir. Yıllar sonra Kabil e döner , hatalarını telafi etmek için uğraşır.  Hasan ın çocuğunu kurtarmak için .. Ucundan da olsa Taliban ın o da  hışmına uğrar.. Ayrıntılar kitapta. Umarım ilginizi çekmiştir.



İyi okumalar




10 Şubat 2013 Pazar

BİR ÇİFT YÜREK




KİTABIN ADI BİR ÇİFT YÜREK
KİTABIN YAZARI MARLO MORGAN


Okuyup, çok beğendiğim kitaplardan biri daha...Çok kısa sürede bitirmiştim. Etrafımda kim varsa okumaları için de elimden geleni yapmıştım..(gerçi çok başarılı olabildiğim söylenemez!!) Uzun sürede aklımı meşgul etmişti. Varoluşumuz hakkında, insanlığın dünyaya yaptıkları ile geldiğimiz nokta ile ilgili epeyce düşündüm. Aborjinlerin saf yaşamı gibi bir yaşamı düşledim..Bugünkü modern çağın bize verdiği rahatlıkla açıkcası zor geldi :(  Teknolojiyi ve getirdiği kolaylıkları seviyorum ama bize insani değerleri unutturmasını da istemiyorum.
Kitabın konusuna kısaca değinirsek,
Amerikalı bir kadının Avustralya da ,Avustralya nın yerli halkı Aborjinlerle yaptığı bir yolculuk ve bu yolculuk sırasında tüm değer yargılarının değişimini anlatıyor..
Dört ay süren bu uzun yolculuk sırasında yazar , önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.



SOS MİKSERİ



Kullanıp çok memnun kaldığım bu ürünü hepinize tavsiye ederim. Ben bununla bardakta şipşak köpüklü ayran yapıyorum..Krep yaparken yumurta ve sütü tık tık anında çırpıyorum.Tel çırpıcıdan kolay..Salata soslarımı son derece homojen hemen karıştırıyorum. Çorba terbiyelerim tortu yapmıyor :)
Daha ne olsun...Sizin de başka kullanım alanları konusunda yeni fikirler üreteceğinizii düşünüyorum.
Tchibo dan çok uygun bir fiyata aldım. Ürün özelliklerine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz..


SELANİK-ATATÜRK ÜN DOĞDUĞU EV-YUNANİSTAN


Resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz..


Atatürk’ün evi Selanik Türk Konsolosluğu’nun içinde. 

O dönemden kalan çok az eşya var içinde. Sonradan orijinaline yakın düzenleme yapılmış.

Rivayet olunur ki bu kocaman nar ağacını Atatürk'ün babası Ali Rıza Bey dikmiş.











Schindler'in Listesi (1993)




Schindler'in Listesi 
(1993
İMDB:8.7
Yönetmen:Steven Spielberg
Biyografi/dram/tarih
195 dakika


Film yayınlanmadan önce kitabını okumuş ve derinden etkilenmiştim. Böyle bir türe mahsus olarak yaratılsığım için utanç duydum.. Kur'anda insanı tarif ederken bazı yerlerde "hayvandan aşağı" diye betimler..İşte ben de aynı onu hissettim. Akıl verilmemiş, his denen şeye vakıf olmayan o zavallılar bile sadece yaratılmalarının gereğini yerine getiriyor ; kendilerine hangi yetenek bahşedilmşse yaşamlarını sürdürebilmek adına sadece onu , -o da gerektiği kadar- kullanıyorlar. Doydukları anda mesela, avlarını diğer canlıların da doyabilmeleri için bırakıp yürüyüp gidiyorlar..
Ya biz insanoğlu hırsımızın peşinde, canavarca neyimizi paylaşamıyoruz anlamış, çözebilmiş değilim.
Neden savaşlar var? Niçin sahip oldukları insanlara yetmiyor? 

Neyse uzun bir girizgah oldu..İZlediğim en güzel filmlerden biri..Sadece konu da değil, çekim ve film kalitesi de bence çok mükemmel..
İzleyin pişman olmazsınız diyorum, tabii yüreğiniz yapılanları kaldırabilirse.

Film hakkında kısaca:

Tam yedi dalda Akademi ödülü kazanan Schindler'in Listesi, En İyi Film ve En İyi Yönetmen başta olmak üzere pek çok kez ödülle onurlandırıldı. Film soykırım zamanında 1100'den fazla Yahudi'nin hayatını kurtaran Nazi Partisi'ne üye, çapkın ve savaş yanlısı olan esrarengiz Oscar Schindler'in tarihten hiçbir zaman silinmeyecek olan gerçek hikayesini anlatıyor.
Oscar Polonya ya gelmiş fırsatçı bir işadamı..Para kazanmak için faşistlerle işbirliği yapıp, savaş karışıklığından faydalanmayı düşünerek, Alman burjuvazisiyle içli dışlı oluyor ve bir fabrika açıyor. ülkede yaşanan müthiş soykırıma ilk başlarda duyarsız kalmaya çalışsa da, sonunda herşeye rağmen bir insan olduğunu hatırlıyor ve fabrikasını Yahudileri kurtarmak için bir umut yuvası haline getiriyor..


İyi seyirler



ADI AYLİN


KİTABIN ADI ADI AYLİN
KİTABIN YAZARI Ayşe KULİN
BASIM TARİHİ 1999 


Uzun yıllar önce okuduğum ve çok beğendiğim bir kitap...Beni hayli etkilemişti..Nesi etkilemişti? 
Bir kadının dur durak bilmeden, engellere aldırmadan verdiği yaşam mücadelesi..Kadınlara beyin yıkanırcasına dayatılan  anne- ev kadını- eşinin yanındaki vitrin mankeni gibi bağımlı konumları elinin tersiyle itip, olmaz denilen her şeyi yapma mücadelesi.. Bu mücadeleden hiç ödün vermemesi vs.
Hepsinden öte , bu yaşananların kurgu değil gerçek bir yaşam hikayesi olması...
Tavsiye ederim.

Kısaca özetlersek, kökleri Giritli Deli Mustafa Naili Paşaya kadar uzanan bir ailenin kızı olan Aylin DEVRİMEL in fırtınalı hayat hikayesi..Türkiye de Amerikan Kız kolejini bitirdikten sonra Paris e gider..Libya lı bir prensele evlenir, prenses olur. Bu onu mutlu etmez. Doğu kültürü ve batı kültürü çatışmasını ve zıtlığını evliliğinin her anında hisseder. Özgürlüğünün kısıtlanmasına fazla dayanamaz ve kaçar. Tıp okumaya karar verir.Ünlü bir psikiyatrist olur. Amerikan ordusuna girer, albay rütbesiyle subay olur. Evlilikleri ilişkileri ve trajik ölümü ile sürükleyici bir yaşam öyküsü okumak isterseniz bu kitap tam size göre..


3 Şubat 2013 Pazar

KOKPİTTEN İSTANBUL SEMALARI



Bu çekim KOKPİTTEN , bir pilotun kamerasından yapıldı... Lodos ve türbülansın fazla olduğu bir günde çekildiği için hafif titreme ve sarsılmaları saymazsak, Anadolu yakasının üzerinde, Boğaziçi, Adalar, Fenerbahçe stadı, Ümraniye ,Şile, otoyollar ve yeşili bitmiş, tamamen betonlaşmış İstanbul  çok net görülüyor..
Çok sevdiğim İstanbul umun bu hali beni beni gerçekten çok üzdü :(

Avrupa’da yüzde 21, Türkiye’de 10 binde 1...


Kitap okuma oranı Avrupa’da yüzde 21, Türkiye’de 10 binde 1...

UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de okuma     alışkanlığı yok denecek kadar az. Avrupa’da yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece on binde bir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, dünyadaki okuma alışkanlıklarını rapor haline getirdi. Rapora göre, Türkiye, kitap okuma oranında dünya ülkeleri arasında 86′ncı sırada yer alıyor.

Avrupa’da yüzde 21 olan kitap okuma alışkanlığı Türkiye’de yok denecek kadar az.

“Genelde aşk kitapları okuyoruz”

Konuyla ilgili açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, “Türkiye’de on binde bir kişi kitap okuyor yılda. Yani bizim çok geride olduğumuzu çevremize baktığımızda da görüyoruz. Okuma türlerine baktığımızda da genelde aşk kitapları okunuyor” dedi.

Yılda kitaba ayrılan süre bir günlük TV izleme süresiyle aynı: 6 saat

Araştırmaya göre, günde ortalama 6 saat televizyon izleyip 3 saat internette gezinen Türk halkı ne yazık ki kitap okumaya yılda sadece 6 saatini ayırıyor.

İhtiyaç listesinde 235. sırada

Kitap Türkiye’deki ihtiyaç maddeleri listesinde 235′inci sırada yer alıyor.

Kitap beyin gelişimi açısından oldukça önemli

Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Beynimiz sağ ve sol hemisferlerden oluşmaktadır ve kitap okurken biz ağırlıkla sol hemisferimizi geliştirmekteyiz. Bu da mantıksal matematiksel ve sözel hemisferdir ama televizyon izlerken biz sadece sağ hemisferi geliştirmekteyiz. Yani sol hemisfer bayağı geride kalmaktadır. Bu da beynin tüm olarak gelişmesini, oluşumunu etkilemektedir.”
 www.scalakitapci.com
TRT (31 Ocak 2013)



Kitap okuma oranı Avrupa’da yüzde 21, Türkiye’de 10 binde 1...

UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de okuma alışkanlığı yok denecek kadar az. Avrupa’da yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye’de sadece on binde bir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, dünyadaki okuma alışkanlıklarını rapor haline getirdi. Rapora göre, Türkiye, kitap okuma oranında dünya ülkeleri arasında 86′ncı sırada yer alıyor.

Avrupa’da yüzde 21 olan kitap okuma alışkanlığı Türkiye’de yok denecek kadar az.

“Genelde aşk kitapları okuyoruz”

Konuyla ilgili açıklama yapan Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, “Türkiye’de on binde bir kişi kitap okuyor yılda. Yani bizim çok geride olduğumuzu çevremize baktığımızda da görüyoruz. Okuma türlerine baktığımızda da genelde aşk kitapları okunuyor” dedi.

Yılda kitaba ayrılan süre bir günlük TV izleme süresiyle aynı: 6 saat

Araştırmaya göre, günde ortalama 6 saat televizyon izleyip 3 saat internette gezinen Türk halkı ne yazık ki kitap okumaya yılda sadece 6 saatini ayırıyor.

İhtiyaç listesinde 235. sırada

Kitap Türkiye’deki ihtiyaç maddeleri listesinde 235′inci sırada yer alıyor.

Kitap beyin gelişimi açısından oldukça önemli

Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Gülmira Kuruoğlu, bu konuda şunları söyledi:

“Beynimiz sağ ve sol hemisferlerden oluşmaktadır ve kitap okurken biz ağırlıkla sol hemisferimizi geliştirmekteyiz. Bu da mantıksal matematiksel ve sözel hemisferdir ama televizyon izlerken biz sadece sağ hemisferi geliştirmekteyiz. Yani sol hemisfer bayağı geride kalmaktadır. Bu da beynin tüm olarak gelişmesini, oluşumunu etkilemektedir.”

TRT (31 Ocak 2013)